Kelebek Sohbet Kelebek Chat Odaları
11 May
Gordon, İsrail’in katılmamasının lojistik ve zaman bağlantılı sorunlarla ilgili olduğunu belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan yardımcısı Philip Gordon, NATO’nun İsrail’i Chicago’daki zirveye davet etmeyi tasarlamadığını belirterek, bu konuda bir Türk vetosunun söz konusu olmadığını belirtti. Gordon
Ntvmsnbc’nin haberine göre ABD Dışişleri Bakan yardımcısı Philip Gordon, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde katıldığı ”NATO: Chicago ve Ötesi” başlıklı oturumda senatörlerin sorularını yanıtladı
ABD Dışişleri Bakanı yardımcısı Gordon, ”NATO, İsrail’i Chicago’daki zirveye davet etmeyi tasarlamadı. İsrail, NATO’nun önemli bir ortağı ve tabii ABD’nin de önemli bir müttefiki. NATO’nun ortaklık düzenlemelerinden Akdeniz Diyaloğu’nun bir üyesi. Ancak Chicago zirvesinde, lojistik ve zaman meselesinden dolayı, bu ortaklıkların her birinin toplantısının yapılması hiçbir zaman gündemde yoktu. Dolayısıyla Akdeniz Diyaloğu’nun bir toplantısı ve İsrail’e yönelik, Türkiye’nin engelleyebileceği özel bir davet söz konusu değildi. Bu konuyla alakalı haberler ve spekülasyonları gördüm ama bunlar doğru değil” şeklinde konuştu.
‘İKİLİ ANLAŞMAZLIKLAR NATO’YA TAŞINMAMALI’
NATO’da İsrail’le ortaklık faaliyetlerinin Türkiye’nin itirazları nedeniyle ilerlememesinden üzüntü duyduklarını da belirten ABD Dışişleri Bakan yardımcısı Gordon, ”Hiçbir ülke, ikili anlaşmazlıklarını ittifaka taşımamalı” dedi.
“ABD, NATO’nun ortaklık faaliyetlerinde bazı ülkelerin katılımına imkan tanınırken, belirli ülkelerin engellenmesine izin vermeyecek” diyen Gordon, Türkiye’nin İsrail’in içinde yer aldığı ortaklık faaliyetlerine itiraz ettiğini ise kabul etmek zorunda kaldı.
ABD’nin Chicago kentindeki NATO zirvesi 20-21 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Zirvede Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Abdulah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu temsil edecek.
1 May
İsralli istihbarat sitesi Debka, El Kaide’nin Suriye’de isyancı grupların kontrolünü ele geçirdiğini ve yakında Türkiye’ye karşı Suriye’yi üs haline getireceğini iddia etti.İsrail’in istihbarat servislerinin yakınlığıyla bilinen Debka sitesi, El Kaide’nin, Suriye’deki isyan gruplarını kontrolünü ele geçirirken bombalamaların yayıldığını öne sürdü.
Şam ve İdlib’deki son bombalama olaylarının, son iki hafta Suriye’ye Irak’tan geçen çok sayıda El Kaide militanının işinin olduğunu savunan Debka, fazla geçmeden El Kaide’nin Suriye’yi, Türkiye ve diğer komşu ülkelere karşı sınır ötesi saldırılar için üs haline getireceği iddiasına yer verdi.
Debka, Batılı istihbarat kuruluşlarına dayanarak binlerce El Kaide militanının Suriye’ye geçtiğini, çoğunun ülkeye kuzeyden girdiğini savunurken, tam silahlanmış ve patlayıcı maddeler ile birlikte Suriye’ye geçen bu militanların arasında Suudiler, Mısırlılar, Lübnanlılar, Filistinler, Iraklılar ve Sudanlıların bulunduğunu kaydetti. Batı’nın ise, El Kaide elemanlarının, Arap isyanlarında son dönemde yaşanan şiddetten artan biçimde sorumlu oldukları gerçeğini kabul etmeyi reddettiğini, Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılmasından yedi ay sonra Washington, Londra ve Paris’in, hala Libya’nın büyük kentlerini kontrol eden El Kaide militanları nedeniyle Trablus’ta istikraRlı bir hükümetin kurulmasının imkansızlığını görmezlikten geldiğini savundu.
Debka, Suriye’nin Libya yolunu takip edeceğinden korkulduğunu belirtirken de Suriye ordusu ve güvenlik örgütlerinden kaçanların da Washington’a giderek Obama Yönetimine, Özgür Suriye Ordusu’nun da El Kaide’nin ellerine düşmekte olduğu uyarıları yaptıklarını kaydettikten sonra bu kişilere atfen şunları yazdı: “Diyorlar ki fazla geçmeden cihatçı teröristler, sadece Suriye’de kargaşa yaratmakmakla kalmayacak ancak zamanda ülkeyi, kendileri için güvenli bir bölge ve Türkiye, Lübnan, İsrail, Batı Şeria ve Ürdün’e karşı sınır ötesi saldırılar için bir üs haline getirecekler. Ancak onların yalvarmaları, Obama Yönetimini etkilemedi.” Debka, “Bizim askeri kaynaklarımız, Amerikalılar Suriye’ye müdahale etmekten kaçındığı sürece Fransa, Türkiye ve Arap Birliği ülkeleri de devreye girmeyecek çünkü Suriye için gerekli çaptaki çoğulcu hava desteği olan bir operasyonun koordinasyonu için kombine komutalar ve altyapı oluşturma yeteneğinin ancak ABD’de var olduğunu söylüyorlar” dedi.
26 Nis
Avrupa Komisyonu’nun, Türkiye ile vize diyaloğunun başlatılması için hazırladığı yeni öneri, 26-27 Lüksemburg’da yapılacak AB İçişleri ve Adalet Bakanları Konseyi toplantısında ele alınacak.
AB Konseyi’nin toplantısında Türkiye ile Geri Kabul Anlaşması (GKA) madddesinin ele alındığı sırada Avrupa Komisyonu, Türkiye konusunu tartışmaya açacak. ABHaber’e konuşan AB Konseyi’nden üst düzey bir bürokrat, Lüksemburg’daki toplantıda Türkiye konusunda bir uzlaşı sağlanmaya çalışılacağını belirtti.
ÜZERİNDE UZLAŞI SAĞLANAN ÖNERİ ANKARA’YA GÖTÜRÜLECEK
Ancak bir uzlaşıya varılması durumda bu kamuoyuna açıklanmayacak ve Fransa’da 6 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu beklenecek. Seçimlerden sonra Türkiye önerisini, AB Dönem Başkanı Danimarka ve Avrupa Komisyonu’ndan oluşacak bir heyet Ankara’ya giderek Türk yetkililere sunacak.
Türkiye AB’nin üzerinde genel uzlaşı sağladığı öneriye yeşik ışık yakarsa, 7 Haziran’da AB İçişleri ve Adalet Bakanları Konseyi toplantısında kabul edip Türkiye ile vize diyaloğunu başlatacak.
Bu aşamada Avrupa Komisyonu, Haziran öncesi Türkiye’nin GKA anlaşmasını parafe etmesini isteyecek. Türkiye’nin uzlaşıyı kabul etmesi sonrası AB 7 Haziran’da Türkiye kararını çıkartacak. AB, Türkiye ile vize diyaloğunu başlattıktan sonra Türkiye GKA anlaşmasını imzalaması gerekecek.
-TÜRKİYE’NİN ÖNÜNE KONULACAK YOL HARİTASI:
ABHaber’e göre, AB Konseyi, Türkiye ile vize diyaloğunu başlatılması için Avrupa Komisyonu’na yetki verdikten sonra. Türkiye’nin önüne bir yol haritası konulacak. Bu yol haritası şöyle:
“Biometrik pasaporta geçmesi,
-AB Sınır Koruma Ajansı Frontex ile işbirliğini daha geliştirmesi,
-GKA ile ilgilili AB üyesi ülkelerle ikili anlaşmaların imzalaması .Örneğin Yunanistan ile GKA imzalanması
-Europol ile işbirliğinin geliştirilmesi
-AB’nin göç politikasına uyum sağlanması
-Türkiye’nin vize politikasını AB’nin vize politikasıyla uyumlaştırması.”
Türkiye tüm bu şartları yerine getirdikten sonra Avrupa Komisyonu vizenin serbestleştirilmesini gündemine alacak. Yani, Türkler’e vizenin kaldırılması, Ankara’nın önüne konulacak bir dizi şartları yerine getirdikten sonra gündeme gelecek.
Öte yandan Almanya ve Fransa’nın, Türkler’e vizelerin kaldırılmasına kesinlikle karşı olduğu da vurgulanıyor
6 Nis
Türkiye’de satılan Altuzan adlı kanser ilacının sahtelerinin ABD’ye ihraç edildiği belirlendi. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), geçen Şubat ayında ortaya çıktığı gibi içerisinde kanseri engelleyecek etken madde bevacizumab bulunmayan sahte kanser ilaçlarının tespit edildiğini açıkladı. İlaçları ABD’li doktorlara İngiliz Richards Pharma adlı şirket sattı. Şirketten yapılan açıklamada ilaçların Türkiye’den 120 kutu olarak getirtildiği belirtildi. Bu kutuların 38’i ise ABD’ye doğrudan gönderildi. Geri kalanlar yine ABD’ye ilaç ihraç eden başka bir İngiliz distribütöre satıldı. FDA yetkilileri, seri numarası B6021 olan bütün ilaçların sahte olduğunu açıkladı. Yetkililer kalın bağırsak, böbrek, akciğer ve beyin kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların sahte versiyonlarında hiçbir etken madde bulunmadığına dikkat çekti. Bir FDA sözcüsü ABD’li hastaların bulunan sahte ilaçlardan kullanıp kullanmadığının bilinmediğini söyledi.
400 miligramı 2400 dolara satılıyor
Associated Press haber ajansına konuşan Roche sözcüsü ise orjinal Altuzan ilaçların üzerinde sadece Türkçe yazılar bulunduğunu ancak ABD’de tespit edilen sahtelerin İngilizce yazılı olduğunu dile getirdi. Geçen Şubat ayında da sahte Avastin’lerin Türkiye’den Mısırlı ve Suriyeli aracılarla Danimarka, ABD ve İngiltere gibi ülkelere satıldığı ortaya çıkmıştı.
FDA onaylı olmayan Altuzan, Avastin’in Türkiye’deki ismi. 400 miligramı 2 bin 400 dolar değerinde olan Avastin geçen yıl 2.5 milyar dolardan daha fazla satış yapmıştı.
Roche Türkiye: FDA bizi bilgilendirdi
Roche Türkiye yetkilileri şu açıklamayı yaptı:
“Geçtiğimiz günlerde merkez firmamızdan, Avastin (bevacizumab) için yurtdışında olan bir sahtecilik vakası bildirimi tarafımıza ulaşmıştır. Türkiye’de ürünümüz ‘Altuzan’ ticari ismi ile ruhsatlı ve bu isim ile pazarlanmakta olup, yurt dışında sahtesi bulunan ürün ise ‘Avastin’ ismi ile piyasaya verilmiştir. Son olarak ise FDA, ABD’de kurumun sahte ürün olarak tanımladığı yeni bir vaka ile ilgili olarak Roche ve Genentech’i bilgilendirmiştir. FDA’nın ortaya çıkardığı bu yeni sahte ürün, ‘Altuzan’ etiketini taşımaktadır. FDA sahte ürünle ilgili olarak değerlendirmelerinin devam edeceğini açıklamış olup, Roche’un bu aşamada ek bir bilgisi bulunmamaktadır.
‘İlaçlarımız karekodla satılmakta’
Şirketimiz ABD’de FDA’nın değerlendirmelerini tümüyle desteklemekte ve çalışmalarını FDA ile birlikte gerçekleştirmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın İlaç Takip Sistemi (İTS) uygulaması dahilinde tüm ilaçlarımız 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren karekodlanarak satılmaktadır. İTS uygulaması dahilinde ürün, dağıtım ağı içerisinde takip edilerek hastaya eczaneden ulaşmaktadır. Bu süreç, sahte ilacın tespitinde etkin bir rol oynamaktadır. İlaçlarımız ecza depoları kanalı ile eczanelere ulaştırılmaktadır. Sahte ilaç riskine karşı; ambalajı bozulmamış, güvenli dağıtım ağı içerisinden ürün temin ederek satış yapan eczanelerden ürünlerin alınmasını tavsiye ederiz.”
1 Nis
Davutoğlu, “Her gün insanlar öldürülmeye devam ederse, Annan Planı için umutlar elbette kaybolur. Bu son şans” dedi.Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bugün İstanbul’da düzenlenecek olan Suriye Halkının Dostları Grubu toplantısı öncesi BM ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın krizi çözmek için hazırladığı, Suriye yönetiminin de kabul ettiği 6 maddelik plana destek verdi.
Suriye Halkının Dostları Grubu’nun ikinci konferansı, bugün Türkiye’nin evsahipliğinde İstanbul’da düzenleniyor. Dışişleri Bakanlığı, konferansın demokratik Suriye’ye giden yolda önemli kilometre taşlarından birini oluşturacağını kaydetti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, uluslararası toplumun Suriye’deki krizi çözmeye yönelik çabalarını koordine etmek ve ortak bir tutum geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenecek konferansa çok sayıda ülke ve uluslararası kuruluştan Dışişleri Bakanı ve Genel Sekreter düzeyinde geniş katılım beklendiği bildirildi. Konferansın gündemi açıklamada şöyle anlatıldı:
6 madde konuşulacak
Konferansta Suriye’de kan dökülmesinin bir an önce durdurulması, güvenlik güçlerinin yerleşim yerlerinden çekilmesi, ihtiyaç sahibi Suriyelilere düzenli ve kesintisiz insani erişim sağlanması, Suriye’de muteber bir siyasi geçiş sürecinin başlatılması, Suriye’deki şiddet ortamından kaçarak komşu ülkelere sığınan Suriye vatandaşlarına geçici koruma sağlanması gibi konularda ilgili BM ve Arap Birliği kararları çerçevesinde yürütülen uluslararası faaliyetler gözden geçirilecek ve önümüzdeki dönemde atılabilecek adımlar değerlendirilecektir. Bu bağlamda, BM ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın ortaya koyduğu 6 maddelik plan ile ilgili son durumun da ele alınması öngörülmektedir. Suriye halkının meşru talep ve beklentileri doğrultusunda ülkede demokratik bir dönüşüm süreci başlatılması amacıyla Suriye muhalefeti tarafından son dönemde gerçekleştirilen faaliyetler de Konferans gündeminde yer alacaktır.”
Planı destekliyoruz
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise Suriye krizini ABD merkezli uluslararası haber ajansı Associated Press’e değerlendirdi. Kofi Annan’ın krizi çözmek için hazırladığı, Suriye yönetiminin de kabul ettiği altı maddelik plana şartlı destek veren Davutoğlu ajansa şunları söyledi:
“Bu inisiyatifi destekliyoruz. Aynı zamanda, geçmiş tecrübelerden yola çıkarak rejimin bu inisiyatifi kendilerine biraz daha müddet verildiği şeklinde algılaması halinde, zulme ve daha fazla insan öldürmeye devam edeceklerini de biliyoruz. Plan bir başlangıçtır. Rejimin hiçbir gecikme olmaksızın yapması gereken minimumu gösteriyor. Gecikme sürer ve her gün insanlar öldürülmeye devam ederse, Annan Planı için umutlar elbette kaybolur. Bu son şans. Rejim bunu anlamalı ve bu son şansı da kaçırırsa uluslararası toplumun güçlü yaptırımlar uygulayacağını görmeli.”
Kesenin ağzını açın
Türkiye, İstanbul’da bugün 2’ncisi yapılacak olan Suriye Halkının Dostları Grubu Konferansı’nda, Suriyeli mülteciler için insani yardım fonunun hayata geçirilmesini isteyecek. Haziran 2011’den bu yana Suriyeli mültecilere kapısını açan Türkiye’nin, şimdiye kadar 100 milyon dolardan fazla harcama yaptığı hesaplanıyor. Türkiye’nin mülteci sayısındaki değişikliğe göre ayda 10-13 milyon dolar arasında harcama yaptığı belirtiliyor. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) yapılan açıklamaya göre, dün itibariyle Türkiye’deki Suriyeli sayısı 18 bin 158’i buldu. Açıklamada, bugüne kadar Türkiye’ye toplam 32 bin 856 Suriyeli’nin giriş yaptığı belirtildi.
SURİYE GÜNLÜĞÜ
Suriye ile ilgili son gelişmeler şöyle:
“Bizi silahlandırın”. Bugün yapılacak Suriye’nin Dostları toplantısı öncesi bir basın toplantısı düzenleyen Suriye Ulusal Konseyi başkanı Burhan Galyun, toplantıdan “Özgür Suriye Ordusu’nun silahlandırılması” yönünde bir karar beklediklerini kaydetti.
Suriye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Cihad Makdessi, Suriye’de rejimi düşürme girişiminin “kesin olarak” başarısızlığa uğradığını söyledi. Makdessi, “Şimdi bir başka savaş başlıyor, o da istikrarın sağlamlaştırılması ve yeni Suriye’nin inşası. Ordu, insanların yaşadığı bölgelerde bulunmaktan memnun değil ve güvenlik ile sivil barış sağlanınca buralardan ayrılacak” dedi.
İngiliz dış istihbarat örgütü MI6 eski ajanı Alastair Crooke, bazı Körfez ülkelerinin, Suriye’ye Irak, Lübnan ve Türkiye üzerinden haberleşme ekipmanı ve Kaddafi karşıtı Libyalı savaşçıları götürdüklerini öne sürdü.
Birleşmiş Milletler, Suriye’de ateşkes ilan edilmesi durumunda, bunu yerinde izleyecek 250 kişilik bir gözlemci heyeti göndermeyi tasarlıyor.
74 ülkeden 40 bakan
İlk kez 24 Şubat’ta Tunus’ta toplanan grup, İstanbul’un ardından Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya gelecek. İstanbul toplantısında, Suriyeli muhaliflere uluslararası toplumun yapacağı “ölümcül olmayan yardımın” (iletişim ekipmanı ve ilaç başta olmak üzere) detayları belirlenecek.
Toplantıda, katılımcı 74 ülkeden 40’ı Dışişleri Bakanı düzeyinde temsil edilecek. AB’nin Dış Politika Temsilcisi Catherine Ashton, “programına uymadığı” gerekçesiyle son anda toplantıya katılamayacağını açıkladı. Toplantı, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın programına uyması için bir gün öne alınmıştı. Rusya ve Çin’in yine bir önceki toplantıda olduğu gibi katılmaları beklenmiyor. Dün Irak, ‘arabulucu sıfatı’nı koruyabilmek için katılmayabileceğini açıkladı.
25 Şub
Yunanistan’ın ikinci büyük bankası Eurobank EFG, Eurobank Tekfen’deki yüzde 70 hissesinin Kuveytli Burgan Bank’a satışı konusunda anlaştı.
Eurobank EFG’nin Eurobank Tekfen’deki yüzde 70 hissesinin bankanın 608.3 milyon lira olan özkaynağının üzerinde bir değerlemeyle, Kuveytli Burgan Bank’a satışı konusunda anlaşmaya varıldı.
Konuya yakın bir kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, Burgan Bank’ın Tekfen’e ait olan yüzde 29.26′lık hisseyi alma opsiyonu da olacak ve resmi açıklama gelecek 1-2 hafta içinde yapılacak. Aynı kaynak, fiyatın Tekfenbank’ın özsermayesinin üzerinde olduğunu söyledi.
Eurobank Tekfen’in 30 Eylül 2011 tarihli bilançosuna göre, özkaynakları 608.3 milyon lira seviyesinde bulurken, bankanın net kârı 20.3 milyon lira oldu. Aynı dönem itibariyle bilanço büyüklüğü 5.1 milyar lira olan bankanın nakit kredileri 2.3 milyar lira, mevduatı ise 2.2 milyar lira düzeyinde bulunuyor.
Kuveyt’in en büyük yatırım şirketi olan KIPCO’nun ticari bankacılık faaliyetlerini Burgan Bank yürütüyor. KIPCO’nun ayrıca United Gulf Bank ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika’da faaliyet gösteren bazı finans şirketlerinde payları bulunuyor. KIPCO’nun yaklaşık yüzde 44.63 hissesi Kuveyt Emiri ve ailesine ait bulunuyor.
Yunanistan ekonomisinin içinde bulunduğu borç krizi nedeniyle ülkenin ikinci büyük bankası Eurobank EFG, Türkiye’deki birimi Eurobank Tekfen’de sahip olduğu çoğunluk hisselerinin satışı için ön görüşmeler yaptığını Temmuz ayında açıklamıştı.
Erten, Reuters’a Eylül ayında yaptığı açıklamada da, Eurobank’ın hisse satışında istemeyecekleri bir ortaklık olması durumunda bankadaki tüm paylarını satarak, çıkabileceklerini açıklamıştı. Tekfen Holding bankadaki payı yüzde 29.26 düzeyinde bulunuyor.
Eurobank EFG, Tekfen Holding ile Mayıs 2006′da yaptığı anlaşma ile Tekfenbank ile Tekfen Finansal Kiralama’daki holding hisselerinin yüzde 70′ini satın almıştı. Tekfenbank hisse satışıyla bankanın değerinin 260 milyon dolara geldiğini açıklamıştı.
Son Yorumlar